Yargıtay Kararı Detayı
İlgili Bölüm:... ... mlü hakkında kesinleşen hükmün TCK'nın 141. maddesine uyması ve hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklen ... ...
Karar Tam Metni
Ceza Genel Kurulu 2021/73 E. , 2023/142 K. "İçtihat Metni" YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 13. Ceza Dairesi Hükümlü ...'nun hırsızlık suçundan TCK’nın 141/1, 62, 51 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve hak yoksunluğuna ilişkin Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.11.2011 tarihli ve 538-377 sayılı hükmün, hükümlü müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 22. Ceza Dairesince 21.04.2016 tarih ve 11890-6506 sayı ile; "Sanığın, mağdurun evinden hırsızlık yapmış olması karşısında, eyleminin TCK'nın 142/1-b maddesine uyduğu gözetilmeden aynı Kanun'un 141/1. maddesi ile uygulama yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır." eleştirisi ile TCK'nın 53. maddesinin uygulanması yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşen hükmün infazı aşamasında 02.12.2016 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddelerinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilâmdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığı gerekçesiyle hükümlünün hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesi talebinin kabulüne ilişkin Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 27.07.2018 tarihli ve 538-377 sayılı ek kararını takiben, taraflar arasında uzlaşma sağlandığından bahisle mahkûmiyet hükmünün ortadan kaldırılarak kamu davasının düşürülmesine dair Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2018 tarihli ve 538-377 sayılı ek kararına yönelik ... Bakanlığının 13.02.2020 tarihli ve 16033 sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talebe istinaden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19.02.2020 tarihli ve 22823 sayılı ihbarnamede; "...Hükümlünün eylemine uyan TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen suçun uzlaştırma kapsamında olmadığı, suç vasfında yanılmanın sonraki hukuksal değerlendirmelerde kazanılmış hak sağlamayacağı, hükümlünün yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasına yol açacak şekilde, taraflar arasında uzlaşma sağlandığından bahisle mahkûmiyet hükmünün ortadan kaldırılması ile kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde isabet bulunmadığı," gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesince 09.06.2020 tarih ve 5304-5231 sayı ile; "Hükümlünün, kiracısı olduğu mağdurun evine gelerek bir adet dizüstü bilgisayarı çalması şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay 22. Ceza Dairesinin 21.04.2016 tarihli ve 11890-6506 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, eylemin TCK'nın 142/1-b maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu ve suçun uzlaştırma kapsamı dışında kaldığı anlaşılmakta ise de, hükümlü hakkında kesinleşen hükmün TCK'nın 141. maddesine uyması ve hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK'nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaştırma kapsamına alınması karşısında, kesinleşen hükmün Yargıtay denetiminden geçmesi sebebiyle hükümlü bakımından sonradan lehine olacak kanun değişiklikleri bakımından kazanılmış hak teşkil edeceği," nedeniyle kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.06.2020 tarih ve 22823 sayı ile; "...Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bir çok kararında vurgulandığı üzere, sanığın lehine olan yeni kanun düzenlemesi nedeniyle yapılan uygulamada, aleyhe değiştirememe kuralı uyarınca hakkında ağır sonuç ceza uygulanmayan, başka bir ifadeyle bu kuraldan bir kez yararlanmış olan sanığın, önceki yanılgılı uygulama ile ortaya çıkan hafif sonuçtan dolayı ikinci kez avantaj sağlayacak şekilde yararlandırılması ... ve hakkaniyet uygulaması ile bağdaşmaz. Somut olayda Yerel Mahkemece, TCK'nin 141/1. maddesi uyarınca hükümlüye eyleminin karşılığı olan cezadan daha az ceza verilmiş, karar aleyhe temyiz edilmediğinden Yargıtay 22. Ceza Dairesi tarafından eylemin yanlış vasıflandırılması nedeniyle sanığın az ceza aldığı hususu eleştirilerek hükmün onanmasına karar verilmiş, başka bir ifadeyle, sonuç cezadan dolayı sanığa atıfet tanınmıştır. Hükmün onanarak kesinleşmesine müteakip yürürlüğe giren CMK'nin 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında TCK'nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da bulunduğu gerekçesiyle bu kez uzlaştırma nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi, bir kez tanınan atıfetin genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı olarak ... ve eşitlik ilkelerini zedeleyecek şekilde sonuç doğurmaktadır... Hükümlünün eylemine ilişkin suç vasfında yanılma, sonraki hukuksal değerlendirmelerde kazanılmış hak sağlamaz. Hükümlünün eylemi TCK'nın 142/1-b maddesine uyan suçu oluşturmaktadır ve eyleme uyan nitelikli hırsızlık suçu CMK'nın 253. maddesi kapsamında uzlaşma kapsamında değildir." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 22.10.2020 tarih ve 6724-10025 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Özel Dairece, hükümlünün TCK'nın 141/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün, aleyhe yönelen temyiz bulunmaması nedeniyle eylemin TCK'nın 142/1-b maddesindeki suça uyduğu eleştirisi ile onanmasına karar verilen dosya kapsamında; doğru nitelendirme hâlinde uzlaştırma kapsamında olmayan suçun, ceza tayini sırasında suç vasfındaki yanılgı sebebiyle sonradan yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun gereğince uzlaştırma kapsamına alınması karşısında, lehine yapılan hatalı uygulamanın oluşturduğu durumdan faydalanan hükümlünün ayrıca uzlaştırma hükümlerinden de yararlanıp yararlanmayacağının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığının 01.11.2010 tarihli ve 832-443 sayılı iddianamesi ile hükümlü ...’nun 28.08.2010 tarihinde gündüz saatlerinde ev sahibi olan mağdur ...’nın evine oturmaya gittiği, mağdurun başka bir odaya geçtiği sırada bir adet laptop çalarak evden ayrıldığından bahisle TCK’nın 141/1. maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 23.11.2011 tarih ve 538-377 sayı ile, hükümlünün TCK’nın 141/1, 62, 51 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ertelemeye karar verildiği, Hükmün, hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 22. Ceza Dairesince 21.04.2016 tarih ve 11890-6506 sayı ile hükümlünün eyleminin nitelikli hırsızlık suçuna uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde basit hırsızlık suçundan karar verilmesi hususunun aleyhe yönelen temyiz bulunmaması nedeniyle eleştirilerek TCK’nın 53. maddesinin uygulanması yönünden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verildiği, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler TCK'nın 141/1. maddesinde yer alan "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir." şeklindeki düzenleme ile hırsızlık suçunun temel şekli tanımlanmış; aynı Kanun'un 142. maddesinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri sayılmıştır. TCK'nın "Nitelikli hırsızlık" başlıklı 142. maddesinin birinci fıkrasının uyuşmazlık konusuyla ilgili hükmü, suç ve karar tarihi itibarıyla; "(1) Hırsızlık suçunun; ... b) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında, ... İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..." şeklinde düzenlenmiştir. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle, TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde iki ayrı nitelikli hâl düzenlenmiş olup birincisi herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olan eşyanın çalınmasıdır. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için eşyanın, herkesin girebileceği bir yerde bulunmasının yanında, kilitlenmek suretiyle de muhafaza altına alınmış olması gerekir. Fıkrada belirtilen ikinci nitelikli hâl ise bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşyanın çalınmasıdır. Bu nitelikli hâlde öngörülen bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmaktan anlaşılması gereken, mutlaka belli bir yere kilitlemek ya da gizlemek olmayıp eşyanın bina veya eklentisi içinde bulundurulmuş olması yeterlidir. Diğer taraftan, suç ve karar tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile yapılan değişiklikle CMK’nın 253. maddesi uyarınca, TCK’nın 141/1. maddesinde düzenlenen basit hırsızlık suçu uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme ulaştırılması bakımından suçun hukuki vasfında yanılmanın kazanılmış hak meydana getirip getirmeyeceği üzerinde de durulmalıdır. 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca hüküm tarihi itibarıyla uygulanması gereken 320. maddesinde; Yargıtayca yapılacak temyiz incelemesinde, hükmü etkileyecek derecede kanuna aykırılıkların saptanması hâlinde, istem olmasa dahi bu hususun inceleneceği; 326. maddesinin son fıkrasında ise; hükmün yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmesi durumunda, yeniden verilen hükümde, evvelki hükümle tayin edilmiş cezadan daha ağır cezaya hükmolunamayacağı belirtilmiştir. Yargıtayın görevi, mahkemelerce yapılan yargılamalar sırasında, kanunların ülke genelinde hukuka uygun olarak uygulanıp uygulanmadığını denetlemek, içtihatları ile ülkede kanunların ve hukuk kurallarının uygulanmasındaki birliği sağlamaktır. Bu görev gözetildiğinde, temyiz incelemesine konu olan hükümde, suç vasfının belirlenmesinde bir isabetsizlik yapıldığı takdirde, aleyhe temyiz olmasa bile bu hususun bozma nedeni yapılması gerekmektedir. Aksine kabul, hukuk kurallarının Türkiye genelinde farklı uygulanmasına yol açar ki, bu durumun Yargıtayın kuruluş amacına ve eşitlik ilkesine aykırı olacağı açıktır. Zira, aynı eylem nedeniyle değişik mahkemelerde yargılanan sanıklardan, suç vasfı doğru belirlenen sanığın, ceza zamanaşımı, memuriyetten yoksun bırakılma, seçilme hakkının kaybı, olası bir af yasası karşısında değişik durumlarla karşılaşılması gibi sonuçlarla muhatap olmasına rağmen, suç vasfı yanlış belirlenen sanığın, açıklanan sonuçlarla karşılaşmaması ve hatta hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanması söz konusu olur ki, bu durum aynı zamanda hak ve ... duygusunu da incitir. Görüldüğü gibi, kazanılmış hak, suçun nitelendirilmesinde değil, aleyhe yönelen temyiz bulunmaması hâlinde sonuç ceza üzerinde ortaya çıkmaktadır. Yine, aleyhe değiştirmeme kuralı uyarınca hakkında ağır sonuç ceza uygulanmayan, diğer bir deyişle bu kuraldan yararlanmış olan bir sanığın önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan ötürü ikinci kez avantajlı bir uygulamadan yararlandırılmasının da ... ve hakkaniyete uygun olacağından söz etmeye imkân yoktur. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Hükümlünün eylemi, TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturmasına rağmen, Yerel Mahkemece hükümlünün aynı Kanun’un 141/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesinde ve Özel Dairece bu hususun eleştiri konusu yapılarak hükmün onanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Karar tarihinden sonra yapılan yasal değişiklik uyarınca hükümlü hakkında TCK'nın 141. maddesinden verilerek kesinleşen hükmün uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakta ise de hükümlünün eylemine uyan aynı Kanun’un 142/1-b maddesinde yazılı nitelikli hırsızlık suçu uzlaştırma kapsamında değildir. Yerel Mahkemenin hatalı uygulama sonucu belirlediği uygulama maddesi esas alınmak suretiyle uzlaştırmanın mümkün olduğunun kabul edilmesi, hükümlünün önceki yanılgılı nitelendirme nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkûmiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, hükümlüye tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, ... ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacaktır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 17.11.1998 tarihli ve 282-348 sayılı; 04.03.2008 tarihli ve 47-43 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesinin 09.06.2020 tarihli ve 5304-5231 sayılı kanun yararına bozma talebinin reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, 3- Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2018 tarihli ve 538-377 sayılı, uzlaştırma nedeniyle kamu davasının düşürülmesine dair ek kararının BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.03.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Henüz yorum yok.