Yargıtay Kararı Detayı
İlgili Bölüm:... ... en tarafından çalıştığı süre Sosyal Sigortalar Kurumu’na (SGK)’ya 2011 yılında bildirildiği, davacının bu tarihten önceki hizmetlerinin bildirilmediği, davacının sigortalı gösterildiği dönemde, maaşının asgari ücretin çok üzerinde olmasına rağmen sigortasının asgari ücret üzerinden gösterildiği iddiasıyla davacının davalı işveren yanında 2009 - 2011 tarihler ... ...
Karar Tam Metni
10. Hukuk Dairesi 2024/3921 E. , 2024/10377 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş MahkemesiSAYISI : 2023/80 E., 2023/458 K.Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Mahkeme kararı, davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2007 Eylül ayından 2013 yılı Mart ayına kadar, davalı işverenin yanında şoför olarak ... plakalı minibüste çalıştığı, yukarıda belirtilen tarihler arasında fasılasız ve nizasız olarak Pazartesi, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri öğlen 12.00 den gece 10.30’a kadar, Cuma ve Cumartesi günleri de sabah 05.00’den öğlen 12.00’e kadar şoför olarak çalıştığı, ancak davalı işveren tarafından çalıştığı süre Sosyal Sigortalar Kurumu’na (SGK)’ya 2011 yılında bildirildiği, davacının bu tarihten önceki hizmetlerinin bildirilmediği, davacının sigortalı gösterildiği dönemde, maaşının asgari ücretin çok üzerinde olmasına rağmen sigortasının asgari ücret üzerinden gösterildiği iddiasıyla davacının davalı işveren yanında 2009 - 2011 tarihleri arasında fiilen çalıştığının ve SSK’ya bildirilmeyen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP1.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait ... plaka sayılı araçta 10.12.2010 tarihinde çalışmaya başladığı ve davacının SGK’ya davalı tarafından bildirilen günlerde ve bildirilen ücretler üzerinden çalışmasını tamamladığı, davacının SGK’ya bildirilen günler haricinde davalıya ait iş yerinde başkaca bir çalışması olmadığı, davacının davalıya ait işyerinde çalışma yaptığı dönemlerde haftalık 45 saatin üzerinde de çalıştırılmadığı, davalının kendi üzerine kayıtlı ve gelir elde ettiği araçta kendisi ve ailesi ile birlikte şoförlük yaptığı, ailesinden şoförlük yapacak birinin kalmaması ile birlikte 10.12.2010 tarihinde davacı ile çalışmaya başladığı, davacının bu çalışmalarının öncesinde davalıya ait aracın bağlı olduğu durakta yedek şoför olarak bulunduğu ve aracına şoför bulamayan iş sahiplerinin günlük olarak iş vermesi neticesinde farklı farklı araçlarda gündelik olarak çalışma yaptığı, ayrıca bir dönem de servisçilik yaptığı, davacının davalıya ait iş yerinde sürekli olarak çalışmaya başlamasından önce de birkaç kez gündelik olarak çalışmasının olduğu, bu hususların dışında davacının 2010 yılı Aralık ayından önce davalının yanında aralıksız ve sürekli bir çalışması bulunmadığı, davacı her ne kadar davalıya ait araçta kesilen trafik cezaları olduğunu iddia etmiş ise de yapılan araştırmalar neticesinde, davacının davalının yanında çalıştığı iddia edilen dönemlerde 05.03.2010 tarihinde ... plaka sayılı aracı kullanırken kendisine trafik cezası kesildiğinin tespit edildiği, davacının 2010 yılı Aralık ayından önce davalıya ait araçtan başka araçlarda yedek şoför olarak çalıştığı ve bir dönem de servisçilik yaptığı sabitleştiği, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu gösteren bir diğer hususun ise davacı ile davalı arasında akdedilen 10.12.2010 başlangıç tarihli “belirsiz süreli iş sözleşmesi” olduğu, ayrıca Maliye Bakanlığı Yamanlar Vergi Dairesi’nin 24.12.2010 tarih ve bizzat davacı ... tarafından imzalanmış yoklama fişinde de davacının “10.12.2010 tarihinden itibaren ...’a ... plaka sayılı araçta çalıştığını” bizzat beyan ve imza ettiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tespitini istediği sürenin başlangıcının 2009 - 2011 yılına ait olduğu nazara alındığında 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi gereğince tespiti istenen sürenin bitim tarihini takip eden takvim yılından itibaren 5 yıl geçmiş olmakla söz konusu davalar zamanaşımına uğrayacağından, hak düşürücü sürenin re’sen nazara alınması gerektiği, Kurum kayıtlarında diğer davalıya ait iş yerinin, ‘.. Sok. ... İzmir’ adresinde bulunan ... sicil sayılı dosyada işlem gördüğü ve 10.12.2010 tarihinde kapsama alınmış olduğu, bu durumda davacının tespitini istediği 2009 yılı için diğer davalı iş yerinin Kanun kapsamında olmadığı nazara alındığında davacının çalışma iddiasının kabulünün mümkün olmadığı, hizmet tespiti davalarının nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği, davanın tanık ile ispatına muvafakatinin bulunmadığı, ...1ss numaralı davacının diğer davalıya ait iş yerinde (davalının kapsama alındığı tarihten itibaren) 2010/12. ayda 22 gün 2011 yılında 341 gün çalışmasının bildirildiği, 2013 yılında 334 günlük çalışmasının olduğu (25.03.2013 tarihine kadar) savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III.MAHKEME İLK KARARIMahkeme tarafından 15.06.2016 tarihli ve 2014/432 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararla ...’in, 10.12.2010 - 25.03.2013 tarihleri arasından talebinin kabulünün mümkün olmadığı, davalı işveren yanından 2009-2011 tarihleri arasından fiilen çalıştığı talebinin tescil edildiği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Mahkemenin 15.06.2016 tarihli ve 2014/432 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.02.2019 tarihli ve 2016/16461 Esas, 2019/1147 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Davacı tarafça, davacının davalı işverenin yanında şoför olarak ... plakalı minibüste 2009 - 2011 tarihleri arasında fiilen çalıştığının ve SSK’ya bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti talep edilmiştir. Eldeki dosyada, 24.12.2010 tarihli yoklama fişinde davacının 10.12.2010 tarihinden itibaren yolcu taşımacılık işini yapan işveren ...’in yanında şoför olarak çalışmaya başladığının belirtildiği, davacının imzasına havi 20.10.2010 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin bulunduğu, davacının hizmet döküm cetveline göre 10.12.2010 - 25.03.2013 tarihleri arasında davalı ... tarafından bildirim yapıldığı, ...’a ait minibüs işletmesi işi iş yerinin 10.12.2010 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığı, halen faal olduğu, 2012/12, 2013/3 dönem bordrolarının gönderildiği, bordrolarda davacının sigortalı olarak çalıştığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmişse de dosyada bulunan bilgi, belge ve delillerin hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığı ve gerekçe kısmının çelişkili olduğu görülmüştür.1-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağını, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79/10. maddesi teşkil etmektedir. Anılan maddede “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır” hükmü yer almaktadır. Bilindiği üzere, belli bir dönemdeki çalışmaların tespiti istemini içeren hizmet tespiti davası, dava dilekçesinde açıkça belirtilmiş olmasa da, 506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesinde de düzenlendiği üzere, özünde prime esas kazançlarının ve prim ödeme gün sayılarının tespiti talebini de içerir. Mahkemenin hizmet tespitine ilişkin ilamı ise işverenin Kuruma vermediği bildirgeler yerine geçecek belge niteliğindedir. Bu nedenle mahkeme dava sonunda vereceği kararda, tespit edilen dönem için aylar itibariyle prim ödeme gün sayıları ile 506 sayılı Kanun’un 77. maddesine göre hesaplanacak olan ‘o dönemdeki’ bir günlük ücreti de belirtecektir. Anılan Kanun'un 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında, mahkemece, re'sen araştırma ilkesi gereğince; dava konusu dönemde davacının şoför olarak çalıştığı ... plakalı araçla ilgili olarak düzenlenmiş trafik ceza tutanakları ile araca ait trafik kayıtları ilgili idari birimden celp edilmeli, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, iş yerinden uyuşmazlık konusu tarihleri içerir dönemsel sigorta primleri bordroları Kurumdan getirtilmeli, anılan bordrolarda bildirimleri yapılan sigortalıların hizmet cetvelleri getirtilerek bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, davacı ve davalı tarafların gösterdiği tanık beyanları ile yetinilmeyip, talep aranmaksızın davacının çalışmasını bilebilecek durumda bordro tanıklarına veya tüm aramalara karşın sigortalılara ulaşılamadığı takdirde aynı çevrede faaliyet yürüten daha önce dinlenenler dışında işverenler tanık sıfatıyla dinlenilmeli, varsa tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, davacının ücretini elden mi banka aracılığı ile mi aldığı tespit edilerek yöntemince gerekli araştırma yapılmalı, iş yerinin kapsam, kapasite, niteliği ve faaliyet durumu araştırılmalı, iş yeri işvereninin vergi kayıtları irdelenerek çalışan sayısı tespit edilmeye çalışılmalı buna göre eylemli çalışmanın var olup olmadığı, sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.2-Kabule göre de; “......’in, 10.12.2010 - 25.03.2013 tarihleri arasından talebinin kabulünün mümkün olmadığı, davalı işveren yanında 2009-2011 tarihleri arasından fiilen çalıştığı talebinin tescil edildiği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmesi gerekmiş olup...” şeklinde kendi içinde çelişkili gerekçeye dayalı hüküm kurulması isabetsiz bulunmuş olup, bozma nedenidir.Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 04.07.2022 tarihli ve 2019/239 Esas, 2022/134 Karar sayılı kararla dosyada toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları ile hükme esas alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacının, davalı ...’a ait ... plaka sayılı araçta 01.01.2009- 10.12.2010 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ... T.C. kimlik numaralı ...’in davalı ...’a ait ... plaka sayılı araçta 01.01.2009 - 10.12.2010 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak 2009 yılı 1.dönem ücreti 972,36-TL brüt, 2009 yılı 2.dönem ücreti 1.011,78-TL, 2010 yılı 1.dönem ücreti 1.064,34-TL ve 2010 yılı 2.dönem ücreti 1.110,00-TL olarak toplam 698 gün çalıştığı, bu çalışmasının davalı Kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 04.07.2022 tarihli ve 2019/239 Esas, 2022/134 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 16.11.2022 tarihli ve 2022/11789 Esas, 2022/14349 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1-Eldeki davada, 24.12.2010 tarihli yoklama fişinde davacının 10.12.2010 tarihinden itibaren yolcu taşımacılık işini yapan işveren ...’in yanında şoför olarak çalışmaya başladığının belirtildiği, davacının çalıştığına dair imzalı beyanının bulunduğu, önceki bozma ilamında da belirtildiği şekilde 28.04.2010, 26.05.2010, 01.12.2010 tarihleri arasında davacıya ait ... plakalı araçtan trafik cezalarının bulunduğu anlaşılmakla, öncesinde 05.03.2010 tarihli ... plakalı araçtan kesilen trafik cezasının bulunması karşısında bu plakalı aracın kime ait olduğu araştırılarak hizmet tespitinde başlangıç süresinin de denetlenebilir şekilde belirlenmesi gözetilmeli, iş yerinin kapsam, kapasite, niteliği ve faaliyet durumu araştırılmalı, iş yeri işvereninin vergi kayıtları irdelenerek çalışan sayısı tespit edilmeye çalışılmalı buna göre eylemli çalışmanın var olup olmadığı, sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.2-Tespitine karar verilen sürelerde de sigorta primine esas kazancın belirlenmesinde yerleşik içtihatlara aykırı olarak tespit edilmesi hatalıdır.3- Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı hakkında düzenlenen 05.02.2008 tarihli davalıya ait ... plaka sayılı araçla ilgili trafik ceza tutanağı ve kamu ve bordro tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde tüm tanıkların davacının 2007 yılından itibaren durakta ...'a ait ... plaka sayılı araçta çalıştığı, çalışmasının 2013- 2014 yılına kadar kesintisiz ve sürekli olduğunu beyan ettikleri, Yargıtay bozma ilamında sigorta primine esas kazancın belirlenmesinde yerleşik içtihatlara aykırı olarak tespit yapılması hatalı bulunduğu, ilam doğrultusunda gelen yazı cevapları da dikkate alınarak davacının 01.01.2009 - 25.03.2013 tarihleri arasında davalıya ait ... plaka sayılı araçta şoför olarak kesintisiz ve sürekli çalıştığı ve bu çalışmalarının asgari ücretle gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... T.C. kimlik numaralı ...’in davalı ...’a ait ... plaka sayılı araçta 01.01.2009 - 10.12.2010 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak toplam 698 gün çalıştığı, bu çalışmasının davalı Kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yedek şoför olduğu, ihtiyaç duyulduğunda başka araçlarda da çalıştığı, trafik cezalarının yine bu şekilde çalıştığı tarihlere ait olduğu, 05.03.2010 tarihinde başkasına ait araçta ceza kesilmesinin de buna delil olduğu, tanıkların bir kısmının çalışması bulunmadığından beyanlarına itibar edilemeyeceği, davacının asgari ücretten fazlasıyla çalıştığına dair delil bulunmadığı, kararın hakkaniyete uygun olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu dönemde iş yeri kapsamda olmadığından davanın kabulüne karar verilmesinin mümkün olmadığı, tanıkların bozma gerekçesinde yer alan hususlarda bilgi sahibi olmadığı, bilirkişi raporunun talebi dahi aştığı, davanın ispat edilemediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının 2009 - 2011 yılları arasında davalı işveren adına tescilli iş yerinde hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine ilişkindir.1.5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten itibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer. 2. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.3. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).4.Somut olayda, Mahkemece uyulan bozma ilamında; ... plakalı aracın kime ait olduğunun belirlenmesi, hizmet tespitine esas alınacak başlangıç süresinin netleştirilmesi, iş yerinin kapsamı, kapasitesi, faaliyet alanı ve niteliğinin araştırılması, işverenin vergi kayıtlarının incelenerek iş yerinde çalışan kişi sayısının tespiti ve fiili çalışmanın olup olmadığının, varsa bunun sürekli, kesintili veya mevsimlik nitelikte olup olmadığının belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkemenin, davacının asgari ücretle çalıştığını kabul eden tespiti isabetlidir.5.Ne var ki dava, kamu düzenini ilgilendirdiğinden, mahkemenin delilleri kendiliğinden toplama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacının çalışmasının niteliği tam olarak ortaya konulamamıştır. Nitekim tanıklardan ..., davacının 2011 yılı öncesinde yedekçilik yaptığını beyan etmiş; ... ve ... da bu beyanı kısmen doğrulamıştır. Tanık ... ise, davacının çalıştığı süre boyunca kazancını hasılat üzerinden aldığını ifade etmiştir. Bu çerçevede, davacının 10.12.2010 tarihindeki bildiriminin öncesinde, minibüs durağında ‘yedekçi’ olarak adlandırılan şekilde, şoförü bulunmayan araçlarda fiilen çalışıp çalışmadığı; ayrıca davacının, davalıya ait minibüsün sürekli şoförü olup olmadığı hususları netleştirilmelidir. Bu amaçla, minibüs durağında araç sahibi veya şoför olarak faaliyet gösteren kişiler tespit edilerek tanık sıfatıyla dinlenmeli, yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda gerekli araştırmalar yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş MahkemesiSAYISI : 2023/80 E., 2023/458 K.Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Mahkeme kararı, davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2007 Eylül ayından 2013 yılı Mart ayına kadar, davalı işverenin yanında şoför olarak ... plakalı minibüste çalıştığı, yukarıda belirtilen tarihler arasında fasılasız ve nizasız olarak Pazartesi, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri öğlen 12.00 den gece 10.30’a kadar, Cuma ve Cumartesi günleri de sabah 05.00’den öğlen 12.00’e kadar şoför olarak çalıştığı, ancak davalı işveren tarafından çalıştığı süre Sosyal Sigortalar Kurumu’na (SGK)’ya 2011 yılında bildirildiği, davacının bu tarihten önceki hizmetlerinin bildirilmediği, davacının sigortalı gösterildiği dönemde, maaşının asgari ücretin çok üzerinde olmasına rağmen sigortasının asgari ücret üzerinden gösterildiği iddiasıyla davacının davalı işveren yanında 2009 - 2011 tarihleri arasında fiilen çalıştığının ve SSK’ya bildirilmeyen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP1.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait ... plaka sayılı araçta 10.12.2010 tarihinde çalışmaya başladığı ve davacının SGK’ya davalı tarafından bildirilen günlerde ve bildirilen ücretler üzerinden çalışmasını tamamladığı, davacının SGK’ya bildirilen günler haricinde davalıya ait iş yerinde başkaca bir çalışması olmadığı, davacının davalıya ait işyerinde çalışma yaptığı dönemlerde haftalık 45 saatin üzerinde de çalıştırılmadığı, davalının kendi üzerine kayıtlı ve gelir elde ettiği araçta kendisi ve ailesi ile birlikte şoförlük yaptığı, ailesinden şoförlük yapacak birinin kalmaması ile birlikte 10.12.2010 tarihinde davacı ile çalışmaya başladığı, davacının bu çalışmalarının öncesinde davalıya ait aracın bağlı olduğu durakta yedek şoför olarak bulunduğu ve aracına şoför bulamayan iş sahiplerinin günlük olarak iş vermesi neticesinde farklı farklı araçlarda gündelik olarak çalışma yaptığı, ayrıca bir dönem de servisçilik yaptığı, davacının davalıya ait iş yerinde sürekli olarak çalışmaya başlamasından önce de birkaç kez gündelik olarak çalışmasının olduğu, bu hususların dışında davacının 2010 yılı Aralık ayından önce davalının yanında aralıksız ve sürekli bir çalışması bulunmadığı, davacı her ne kadar davalıya ait araçta kesilen trafik cezaları olduğunu iddia etmiş ise de yapılan araştırmalar neticesinde, davacının davalının yanında çalıştığı iddia edilen dönemlerde 05.03.2010 tarihinde ... plaka sayılı aracı kullanırken kendisine trafik cezası kesildiğinin tespit edildiği, davacının 2010 yılı Aralık ayından önce davalıya ait araçtan başka araçlarda yedek şoför olarak çalıştığı ve bir dönem de servisçilik yaptığı sabitleştiği, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu gösteren bir diğer hususun ise davacı ile davalı arasında akdedilen 10.12.2010 başlangıç tarihli “belirsiz süreli iş sözleşmesi” olduğu, ayrıca Maliye Bakanlığı Yamanlar Vergi Dairesi’nin 24.12.2010 tarih ve bizzat davacı ... tarafından imzalanmış yoklama fişinde de davacının “10.12.2010 tarihinden itibaren ...’a ... plaka sayılı araçta çalıştığını” bizzat beyan ve imza ettiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tespitini istediği sürenin başlangıcının 2009 - 2011 yılına ait olduğu nazara alındığında 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi gereğince tespiti istenen sürenin bitim tarihini takip eden takvim yılından itibaren 5 yıl geçmiş olmakla söz konusu davalar zamanaşımına uğrayacağından, hak düşürücü sürenin re’sen nazara alınması gerektiği, Kurum kayıtlarında diğer davalıya ait iş yerinin, ‘.. Sok. ... İzmir’ adresinde bulunan ... sicil sayılı dosyada işlem gördüğü ve 10.12.2010 tarihinde kapsama alınmış olduğu, bu durumda davacının tespitini istediği 2009 yılı için diğer davalı iş yerinin Kanun kapsamında olmadığı nazara alındığında davacının çalışma iddiasının kabulünün mümkün olmadığı, hizmet tespiti davalarının nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği, davanın tanık ile ispatına muvafakatinin bulunmadığı, ...1ss numaralı davacının diğer davalıya ait iş yerinde (davalının kapsama alındığı tarihten itibaren) 2010/12. ayda 22 gün 2011 yılında 341 gün çalışmasının bildirildiği, 2013 yılında 334 günlük çalışmasının olduğu (25.03.2013 tarihine kadar) savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III.MAHKEME İLK KARARIMahkeme tarafından 15.06.2016 tarihli ve 2014/432 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararla ...’in, 10.12.2010 - 25.03.2013 tarihleri arasından talebinin kabulünün mümkün olmadığı, davalı işveren yanından 2009-2011 tarihleri arasından fiilen çalıştığı talebinin tescil edildiği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Mahkemenin 15.06.2016 tarihli ve 2014/432 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.02.2019 tarihli ve 2016/16461 Esas, 2019/1147 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Davacı tarafça, davacının davalı işverenin yanında şoför olarak ... plakalı minibüste 2009 - 2011 tarihleri arasında fiilen çalıştığının ve SSK’ya bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti talep edilmiştir. Eldeki dosyada, 24.12.2010 tarihli yoklama fişinde davacının 10.12.2010 tarihinden itibaren yolcu taşımacılık işini yapan işveren ...’in yanında şoför olarak çalışmaya başladığının belirtildiği, davacının imzasına havi 20.10.2010 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin bulunduğu, davacının hizmet döküm cetveline göre 10.12.2010 - 25.03.2013 tarihleri arasında davalı ... tarafından bildirim yapıldığı, ...’a ait minibüs işletmesi işi iş yerinin 10.12.2010 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığı, halen faal olduğu, 2012/12, 2013/3 dönem bordrolarının gönderildiği, bordrolarda davacının sigortalı olarak çalıştığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmişse de dosyada bulunan bilgi, belge ve delillerin hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığı ve gerekçe kısmının çelişkili olduğu görülmüştür.1-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağını, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79/10. maddesi teşkil etmektedir. Anılan maddede “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır” hükmü yer almaktadır. Bilindiği üzere, belli bir dönemdeki çalışmaların tespiti istemini içeren hizmet tespiti davası, dava dilekçesinde açıkça belirtilmiş olmasa da, 506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesinde de düzenlendiği üzere, özünde prime esas kazançlarının ve prim ödeme gün sayılarının tespiti talebini de içerir. Mahkemenin hizmet tespitine ilişkin ilamı ise işverenin Kuruma vermediği bildirgeler yerine geçecek belge niteliğindedir. Bu nedenle mahkeme dava sonunda vereceği kararda, tespit edilen dönem için aylar itibariyle prim ödeme gün sayıları ile 506 sayılı Kanun’un 77. maddesine göre hesaplanacak olan ‘o dönemdeki’ bir günlük ücreti de belirtecektir. Anılan Kanun'un 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında, mahkemece, re'sen araştırma ilkesi gereğince; dava konusu dönemde davacının şoför olarak çalıştığı ... plakalı araçla ilgili olarak düzenlenmiş trafik ceza tutanakları ile araca ait trafik kayıtları ilgili idari birimden celp edilmeli, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, iş yerinden uyuşmazlık konusu tarihleri içerir dönemsel sigorta primleri bordroları Kurumdan getirtilmeli, anılan bordrolarda bildirimleri yapılan sigortalıların hizmet cetvelleri getirtilerek bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, davacı ve davalı tarafların gösterdiği tanık beyanları ile yetinilmeyip, talep aranmaksızın davacının çalışmasını bilebilecek durumda bordro tanıklarına veya tüm aramalara karşın sigortalılara ulaşılamadığı takdirde aynı çevrede faaliyet yürüten daha önce dinlenenler dışında işverenler tanık sıfatıyla dinlenilmeli, varsa tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, davacının ücretini elden mi banka aracılığı ile mi aldığı tespit edilerek yöntemince gerekli araştırma yapılmalı, iş yerinin kapsam, kapasite, niteliği ve faaliyet durumu araştırılmalı, iş yeri işvereninin vergi kayıtları irdelenerek çalışan sayısı tespit edilmeye çalışılmalı buna göre eylemli çalışmanın var olup olmadığı, sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.2-Kabule göre de; “......’in, 10.12.2010 - 25.03.2013 tarihleri arasından talebinin kabulünün mümkün olmadığı, davalı işveren yanında 2009-2011 tarihleri arasından fiilen çalıştığı talebinin tescil edildiği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmesi gerekmiş olup...” şeklinde kendi içinde çelişkili gerekçeye dayalı hüküm kurulması isabetsiz bulunmuş olup, bozma nedenidir.Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 04.07.2022 tarihli ve 2019/239 Esas, 2022/134 Karar sayılı kararla dosyada toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları ile hükme esas alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacının, davalı ...’a ait ... plaka sayılı araçta 01.01.2009- 10.12.2010 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı ... T.C. kimlik numaralı ...’in davalı ...’a ait ... plaka sayılı araçta 01.01.2009 - 10.12.2010 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak 2009 yılı 1.dönem ücreti 972,36-TL brüt, 2009 yılı 2.dönem ücreti 1.011,78-TL, 2010 yılı 1.dönem ücreti 1.064,34-TL ve 2010 yılı 2.dönem ücreti 1.110,00-TL olarak toplam 698 gün çalıştığı, bu çalışmasının davalı Kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 04.07.2022 tarihli ve 2019/239 Esas, 2022/134 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 16.11.2022 tarihli ve 2022/11789 Esas, 2022/14349 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1-Eldeki davada, 24.12.2010 tarihli yoklama fişinde davacının 10.12.2010 tarihinden itibaren yolcu taşımacılık işini yapan işveren ...’in yanında şoför olarak çalışmaya başladığının belirtildiği, davacının çalıştığına dair imzalı beyanının bulunduğu, önceki bozma ilamında da belirtildiği şekilde 28.04.2010, 26.05.2010, 01.12.2010 tarihleri arasında davacıya ait ... plakalı araçtan trafik cezalarının bulunduğu anlaşılmakla, öncesinde 05.03.2010 tarihli ... plakalı araçtan kesilen trafik cezasının bulunması karşısında bu plakalı aracın kime ait olduğu araştırılarak hizmet tespitinde başlangıç süresinin de denetlenebilir şekilde belirlenmesi gözetilmeli, iş yerinin kapsam, kapasite, niteliği ve faaliyet durumu araştırılmalı, iş yeri işvereninin vergi kayıtları irdelenerek çalışan sayısı tespit edilmeye çalışılmalı buna göre eylemli çalışmanın var olup olmadığı, sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.2-Tespitine karar verilen sürelerde de sigorta primine esas kazancın belirlenmesinde yerleşik içtihatlara aykırı olarak tespit edilmesi hatalıdır.3- Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı hakkında düzenlenen 05.02.2008 tarihli davalıya ait ... plaka sayılı araçla ilgili trafik ceza tutanağı ve kamu ve bordro tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde tüm tanıkların davacının 2007 yılından itibaren durakta ...'a ait ... plaka sayılı araçta çalıştığı, çalışmasının 2013- 2014 yılına kadar kesintisiz ve sürekli olduğunu beyan ettikleri, Yargıtay bozma ilamında sigorta primine esas kazancın belirlenmesinde yerleşik içtihatlara aykırı olarak tespit yapılması hatalı bulunduğu, ilam doğrultusunda gelen yazı cevapları da dikkate alınarak davacının 01.01.2009 - 25.03.2013 tarihleri arasında davalıya ait ... plaka sayılı araçta şoför olarak kesintisiz ve sürekli çalıştığı ve bu çalışmalarının asgari ücretle gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... T.C. kimlik numaralı ...’in davalı ...’a ait ... plaka sayılı araçta 01.01.2009 - 10.12.2010 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak toplam 698 gün çalıştığı, bu çalışmasının davalı Kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yedek şoför olduğu, ihtiyaç duyulduğunda başka araçlarda da çalıştığı, trafik cezalarının yine bu şekilde çalıştığı tarihlere ait olduğu, 05.03.2010 tarihinde başkasına ait araçta ceza kesilmesinin de buna delil olduğu, tanıkların bir kısmının çalışması bulunmadığından beyanlarına itibar edilemeyeceği, davacının asgari ücretten fazlasıyla çalıştığına dair delil bulunmadığı, kararın hakkaniyete uygun olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu dönemde iş yeri kapsamda olmadığından davanın kabulüne karar verilmesinin mümkün olmadığı, tanıkların bozma gerekçesinde yer alan hususlarda bilgi sahibi olmadığı, bilirkişi raporunun talebi dahi aştığı, davanın ispat edilemediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının 2009 - 2011 yılları arasında davalı işveren adına tescilli iş yerinde hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine ilişkindir.1.5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten itibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer. 2. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.3. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).4.Somut olayda, Mahkemece uyulan bozma ilamında; ... plakalı aracın kime ait olduğunun belirlenmesi, hizmet tespitine esas alınacak başlangıç süresinin netleştirilmesi, iş yerinin kapsamı, kapasitesi, faaliyet alanı ve niteliğinin araştırılması, işverenin vergi kayıtlarının incelenerek iş yerinde çalışan kişi sayısının tespiti ve fiili çalışmanın olup olmadığının, varsa bunun sürekli, kesintili veya mevsimlik nitelikte olup olmadığının belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkemenin, davacının asgari ücretle çalıştığını kabul eden tespiti isabetlidir.5.Ne var ki dava, kamu düzenini ilgilendirdiğinden, mahkemenin delilleri kendiliğinden toplama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacının çalışmasının niteliği tam olarak ortaya konulamamıştır. Nitekim tanıklardan ..., davacının 2011 yılı öncesinde yedekçilik yaptığını beyan etmiş; ... ve ... da bu beyanı kısmen doğrulamıştır. Tanık ... ise, davacının çalıştığı süre boyunca kazancını hasılat üzerinden aldığını ifade etmiştir. Bu çerçevede, davacının 10.12.2010 tarihindeki bildiriminin öncesinde, minibüs durağında ‘yedekçi’ olarak adlandırılan şekilde, şoförü bulunmayan araçlarda fiilen çalışıp çalışmadığı; ayrıca davacının, davalıya ait minibüsün sürekli şoförü olup olmadığı hususları netleştirilmelidir. Bu amaçla, minibüs durağında araç sahibi veya şoför olarak faaliyet gösteren kişiler tespit edilerek tanık sıfatıyla dinlenmeli, yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda gerekli araştırmalar yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Henüz yorum yok.