10. Hukuk Dairesi E: 2022/14385 K: 2023/3238 28.03.2023

Yargıtay Kararı Detayı

İlgili Bölüm:... ... i para cezası uygulandığından bahisle 2012 yılının 3. döneminden itibaren 1 yıl süre ile 5510 sayılı Yasa kapsamındaki teşviklerden yararlanamayacağının bildirildiğini, bunun üzerine yapılan işlemlere davacı tarafından itiraz edildiğini ayrıca Aydın İdare Mahkemesine dava açıldığını, Aydın 2. İdare Mahkemesin ... ...

Karar Tam Metni

10. Hukuk Dairesi         2022/14385 E.  ,  2023/3238 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş MahkemesiSAYISI : 2021/239 E., 2022/151 K.KARAR : Ret Taraflar arasında 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden yersiz faydalandırılma nedeniyle fark pirm tahakkuku ve teşviksiz bordro istenilmesine dair kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair, karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldüI. DAVA Davacı vekili, davacının, Söke Endüstri Meslek Lisesinin kantinini işlettiğini, işyerinin davalı kurumda kayıtlı olduğunu, Aydın Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Söke Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 22.05.2013 tarihli 8.770.833 sayılı yazı ile işyeri ile ilgili olarak Aydın Halk Sağlığı Laboratuvarının gönderdiği, 31.07.2012 tarih 1037 sayılı yazı ekinde yer alan portör muayene listesine istinaden 1 Şubat 2012 tarihinde portör muayenesini yaptıran ... adlı kişiye ait işe giriş bildirgesi, işten ayrılış ve APHB'lerin gönderilmesinin istendiğini, aksi halde bu belgelerin kurum tarafından resen düzenleneceğinin bildirildiğini ayrıca 23.05.2013 tarihli 8.842.642 sayılı yazı ile de Aydın Halk Sağlığı Laboratuvarının gönderdiği portör muayene listesine istinaden davacının işyerinde fiili olarak çalıştığı tespit edilen ...'e ait işe giriş bildirgelerinin verilmediğinden dolayı davacı adına idari para cezası uygulandığından bahisle 2012 yılının 3. döneminden itibaren 1 yıl süre ile 5510 sayılı Yasa kapsamındaki teşviklerden yararlanamayacağının bildirildiğini, bunun üzerine yapılan işlemlere davacı tarafından itiraz edildiğini ayrıca Aydın İdare Mahkemesine dava açıldığını, Aydın 2. İdare Mahkemesine 2013/131 ve 2013/275 Esas numaralı dosyalarda yapılan yargılama sonunda görev yönünden davanın reddettiğini belirterek hukuka aykırı olarak davalı kurumca resen düzenlenen 2012 yılının 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. ve 2013 yılının 1 ve 2. aylarına ait resen tanzim edilen bildirgelerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı kurum vekili; açılan davanın yerinde olmadığını, kurumda ....10.30 sayılı dosyada işlem gören davacıya ait işyerinde çalıştığı tespit edilen ... ile ilgili işe giriş bildirgesi 2012/2 ay aylık prim hizmet belgesi ve işten ayrılış bildirgesinin işveren tarafından düzenlenmemesi nedeniyle bu belgelerin kurumca resen düzenlendiğini ve işveren hakkında İdari Para Cezası tahakkuk ettirildiğini, davacının 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin "I" bendi gereğince prim teşvikinden yararlandığını ancak sigortalı çalıştırdığı kişiyi bildirmediğinin tespit edildiğini, davacı tarafın aynı kanunun ilgili maddesi gereğince 1 yıl süre ile teşviklerden yararlanamayacağını bu itibarla 2012 yılının 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. ve 2013 yılının 1 ve 2. ayları için 6111 sayılı Kanuna istinaden verilen aylık prim hizmet belgelerinin hatalı verildiğini iddia etmiş ise de, bu iddiasının yerinde olmadığını, Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 31.07.2012 tarihli yazı ekinde kuruma gönderilen portör muayene listesinden ...'in davacıya ait işyerinde çalıştığının tespit edildiği gibi bu listedeki " ilk sütununda " değil " periyoduk sütununda " işaretli olduğunu bu itibarla çalıştığı sırada portör muayenesinin yapıldığının açık olduğunu belirterek açılan davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi: 07.04.2015 tarihli ve 2013/448 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararı ile, "...Dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Aydın Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğünden SGK Aydın İl Müdürlüğü 31.07.2012 günlü 3488 sayılı yazının gönderildiği, bu yazının ekinde gönderilen Söke Halk Sağlığı Müdürlüğünün 01.01.2012 - 02.02.2012 süresine ait " Portör Muayenelerinde Kullanılması Zorunlu Mesleki Bilgiler Formunun 176. sırasında kayıtlı ...'in Söke Endüstri Meslek Lisesinde periyodik çalışma bölümüne ait sütunda işaretli olduğu, davalı kurum tarafından söz konusu portör muayenesine dayanılarak ... isimli kişinin 01.01.2012 tarihinde davacıya ait ... işyeri sicil numaralı Söke Endüstri Meslek Lisesi kantini işletmeciliği işyerinde çalıştığını kabul ederek idari para cezası tahakkuk ettirdiği sabittir. Davacının Aydın 2. İdare Mahkemesine, idari para cezasının iptali için dava açtığı, dava neticesinde verilen 20.02.2012 tarihli 2013/276 Esas 2014/159 Karar numaralı kararında anılan kişinin davacıya ait işyerinde fiilen çalıştığına yönelik davalı idarece yapılmış herhangi bir somut tespit bulunmadığı dolayısıyla davacının ... isimli kişiyi 01.02.2012 tarihi itibariyle çalıştırdığı hususunun somut olarak ortaya konulmaksızın işe giriş bildirgesi, aylık prim hizmet belgesi ve işten ayrılış bildirgesi verilmediği gerekçesiyle verilen idari para cezasında hukuka uyarlılık bulunmadığına karar verildiği, söz konusu kararın Aydın Bölge İdare Mahkemesinin 21.05.2014 tarihli 2014/1339 Esas 2014/1440 Karar numaralı ilamı ile onandığı ve 21.06.2014 tarihinde kesinleştiği açıktır. Sigortalılığının oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli ve gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet aktine dayanarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili ve gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler işe giriş bildirgesi ile birlikte 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu çalışma tarihleri ile birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17. maddesinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Her ne kadar davacı tarafından yöntemince düzenlenip süresi içinde kuruma işe giriş bildirgesi verilmediğinden resen kurum tarafından işe giriş bildirgeleri düzenlenmiş ise de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından bu belgeler tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için çalışmanın varlığının belirlenmesi gerekir. Gerek İdare Mahkemesinin 2013/276 Esas 2014/159 numaralı kararından, gerek dava dışı ...'in beyanından, gerek davacı işverenin işyerinde çalışan diğer işçisinin beyanından, davacının kantin işletmeciliği yaptığı işyerinde ...'in hiç bir şekilde çalışmadığı da anlaşılmıştır. Ayrıca dosyaya sunulan Afyon Özel Park Hastanesinin raporlarına göre de ...'in kalp rahatsızlığına sahip olduğu, açık kalp ameliyatı geçirdiği de belirlenmiştir. Her ne kadar 3 kez bilirkişi incelemesi yapılmış ise de, 2. ve 3. bilirkişi raporlarının birbiri ile uyumlu olduğu anlaşılmış, hükme esas alınan son bilirkişi raporu ile de davacının işyerinde ... isimli şahsın 01.02.2012 tarihi itibariyle hizmet akti ile eylemli olarak çalışmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davalı kurumun 22.05.2014 tarihli 8770833 sayılı ve 23.05.2013 tarih 8842642 sayılı yazılarına konu işlemlerin iptali ile, davalı kurumun 2012/3.-4.-5.-6.-7.-8.-9.-10.-11.-12. ve 2013/1. ve 2. aylarına ait davacı ... hakkında tanzim edilen bildirgelerinin iptaline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. ilk Bozma Kararı 1.İlk derece Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve 2013/448 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Dairemizin 31.10.2017 tarihli ve 2015/10022 Esas, 2017/7202 Karar sayılı kararı ile "..Aydın Halk Sağlığı Müdürlüğünce düzenlenen portör muayenesi yaptıranlara ilişkin belgenin davalı Kuruma intikali üzerine, dava konusu işlemin Kurumca tesis edildiği, uyuşmazlığın dava dışı ...’in davacıya ait işyerinde çalışıp çalışmadığına ilişkin olduğu belirgin olmakla, işbu davada verilen kararın, dava dışı ...’in sigortalılık durumunu ve dolayısıyla hak alanını etkileyeceğinden, 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124 üncü maddesinde “…maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir…” hükmü uyarınca, dava dışı ...’e usulüne uygun şekilde husumet yöneltilmeli, göstereceği bütün deliller toplandıktan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır." denilerek karar ilk kez bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2018 tarihli ve 2017/353 Esas, 2018/250 Karar sayılı kararı ile; "...Aydın Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü'nün 31.07.2012 günlü 3488 sayılı yazısının ilişiğinde S.G.K. Aydın İl Müdürlüğüne gönderilen Söke Halk Sağlığı Müdürlüğü'nün 01.01.2012-02.02.2012 süresine ait "Portör Muayenelerinde Kullanılması Zorunlu Mesleki Bilgiler Formu'nun 176 sırasında kayıtlı 21301151970 T.C. kimlik numaralı ...'in Söke Endüstri Meslek Lisesi'nde periyodik çalışma bölümüne ait sütununda işaretli olduğu görülmekle birlikte, bu belgenin beyan esasına dayandığı, ekinde davacı işyerinde çalıştığını gösteren belge bulunmadığı, dolayısıyla davacıya ait işyerinde çalışıp, çalışmadığı, çalışmışsa kaç gün çalıştığı, SPEK’ının ne olduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda davalı Kurumun yapması gereken iş, 06.12.2013 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Bankalar ve Kamu İdareleri Tarafından Yapılacak Olan Sigortalılık Kontrolü ile Kurum ve Kuruluşlardan Bilgi ve Belgelerin Alınmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 9. ve 10 maddelerinde de belirtilmiş olduğu üzere; durumu yazışma yapılarak sonuçlandırmak, sonuçlandırılamazsa denetim sonucuna göre işlem yapmak, sadece sigortalı beyanına dayalı bu belgeye işveren tarafından yapılan itirazları, Ünite İtiraz Komisyonu tarafından dikkate alıp değerlendirmek ve karara bağlamak, denetim yapılmadan sonuçlandırılması mümkün olmayan durumlarda ise yine anılan komisyon tarafından denetim sonucuna göre işlem yapılması kararı almaktan ibarettir. Oysa, beyana dayalı olarak düzenlenmiş olan bu portör muayenesine göre davalı Kurum tarafından denetim yapıldığına dair dosyada belge bulunmamaktadır. Öte yandan, sosyal güvenlik hakları bizzat etkilenecek olan ..., davacıya ait işyerinde çalışmaya başlamak için portör muayenesi yaptırdığını, ancak o sırada okulların tatil olduğunu, okulların ikinci yarı yılının başlamasına birkaç haftanın var olduğunu, bu süre içerisinde, kendisinin yeniden rahatsızlandığını ve işe başlamadığını açıklamış, davacı tanığı ... da ...’in davacıya ait işyerinde çalışmadığını beyan etmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; ... isimli kişinin 01.02.2012 tarihinde Aydın İli, Söke İlçesi Halk Sağlığı Laboratuarına başvurarak davacıya ait işyerinin ismini vermek suretiyle portör muayenesi olduğu ihtilafsız ise de; ... isimli kişinin 01.02.2012 tarihi itibariyle hizmet akdiyle davacı tarafından çalıştırdığına dair yeterli tespit ve kanıt bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 21301151970 T.C. kimlik numaralı ...’in, davacıya ait ... işyeri sicil numaralı Söke Endüstri Meslek Lisesi Kantini İşletmeciliği işyerinde 01.02.2012 tarihinde hizmet akdiyle çalıştırıldığının tespit edilemediği, bu nedenle davalı kurumun 22.05.2014 tarihli 8770833 sayılı ve 23.05.2013 tarih 8842642 sayılı yazılarına konu işlemlerin iptali ile, davalı kurumun 2012/3.-4.-5.-6.-7.-8.-9.-10.-11.-12. ve 2013/1. ve 2. aylarına ait davacı ... hakkında tanzim edilen bildirgelerinin iptaline dair karar verilmiştir. C. Dairemizin 2nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2018 tarihli ve 2017/353 Esas, 2018/250 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin verdiği 20.11.2019 tarihli ve 2019/1265 Esas, 2019/8811 Karar sayılı kararı ile "...27.03.2018 tarihli ve 2016/10163; Esas, 2018/6547 Karar sayılı bozma kararında "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.” Yapılacak iş, İlk derece Mahkemesince Kurumdan davacının yukarıda açıklanan Ek madde 17 hükmüne göre başvurusu bulunup bulunmadığı sorularak anılan yasa maddesi kapsamına göre değerlendirme yapmak, Kurumun başvuruyu kabul etmemesi halinde işin esasına girerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.." denilerek karar 2 nci kez bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 06.10.2020 tarihli ve 2020/37 Esas, 2020/202 Karar sayılı kararı ile; "...Bozma ilamı doğrultusunda Sosyal Güvenlik Kurumuna müzekkere yazılarak, "davacının talebi doğrultusunda ek madde 17 hükmüne göre başvurusunun bulunup bulunmadığı başvurusu var ise yapılan işlemlerin bildirilmesi başvurusu bulunmaması halinde ise taleple ilgili resen işlemlerin yapılıp yapılmadığı " sorulmuş olup, Aydın Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce 09/07/2020 tarihinde verilen cevapta; "Kurumumuz 18532499292 T.C. Kimlik, 0572143432 4/b sicil numaralı sigortalısı ...'nun dosyası incelenmiş olup, 21.09.1993- 24.11.2017 tarihler arası vergi mükellefiyetine istinaden 21.09.1993 tarihi itibariyle 4/b (Bağ-Kur) sigortalılğı başlatılmış, 01.09.2011 tarihindeki 4/a (SSK) çalışmasına istinaden 31.08.2011 tarihi itibariyle 4/b (Bağ-Kur) sigortalılığının sona erdirilmiştir, ilgilinin 5510 sayılı Kanun'un Ek-17 nci maddesi kapsamında başvurusunun bulunmadığı, Kurumumuzca da resen herhangi bir işlem yapılmadığı görülmüştür. " şeklinde cevap verildiği anlaşıldığından, yargıtay bozma ilamında da belirtilen hususlar neticesinde açılan davanın 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi uyarınca dava konusuz kaldığından Karar Verilmesine Yer Olmadığına dair karar verilmiştir. E. Dairemizin 3 üncü Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin 06.10.2020 tarihli ve 2020/37 Esas, 2020/202 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin verdiği 13.10.2021 tarihli ve 2020/10553 Esas, 2021/12186 Karar sayılı kararı ile "...Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulduktan sonra yukarıdaki şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, ek 17 nci maddenin gelmesi ve daha sonra 4. fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. " denilerek karar 3 üncü kez bozulmuştur. F. İlk Derece Mahkemesince 3 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Bozma sonrası işbu 2021/239 Esas sırasına kaydolunan davada mahkememizce bozma ilamına uyulmuştur. Dosyanın incelenmesinde; Sosyal Güvenlik Kurumuna müzekkere yazılarak, "davacının talebi doğrultusunda ek madde 17 hükmüne göre başvurusunun bulunup bulunmadığı başvurusu var ise yapılan işlemlerin bildirilmesi başvurusu bulunmaması halinde ise taleple ilgili resen işlemlerin yapılıp yapılmadığı " sorulmuş olup, Aydın Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce 09.07.2020 tarihinde verilen cevapta; "Kurumumuz 18532499292 T.C. Kimlik, 0572143432 4/b sicil numaralı sigortalısı ...'nun dosyası incelenmiş olup, 21.09.1993- 24.11.2017 tarihler arası vergi mükellefiyetine istinaden 21.09.1993 tarihi itibariyle 4/b (Bağ-Kur) sigortalılğı başlatılmış, 01.09.2011 tarihindeki 4/a (SSK) çalışmasına istinaden 31.08.2011 tarihi itibariyle 4/b (Bağ-Kur) sigortalılığının sona erdirilmiştir, ilgilinin 5510 sayılı Kanun'un Ek-17 nci maddesi kapsamında başvurusunun bulunmadığı, Kurumumuzca da resen herhangi bir işlem yapılmadığı görülmüştür. " şeklinde cevap verildiği anlaşıldığından, yargıtay bozma ilamında da belirtilen hususlar neticesinde açılan davanın 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci Maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; teşvikten faydalandırılma şartlarını taşıdığını bunu uygulamayan aksi yöndeki Kurum işleminin hatalı olduğunu davanın kabulü yerine reddine dair verilen kararın da bu nedenle bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının varlığı ile davalı Kurumca teşviksiz belge istemine ilişkin işleminin iptalinin gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddesi hükümleridir.3. Değerlendirme1. 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile açılmış eldeki davada, Mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne hükmedilmiş, yargılama devam ederken, 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve Dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek ilgili kararın bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 2.Ne var ki, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4. Fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3. fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.3.Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17. Maddenin 4. Fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü Fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü Fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ve bu madde çerçevesinde uygulama yapılması ile davalı ...'in tespit yapılan günde fiilen davacıya ait iş yerinde çalışıp çalışmadığına göre bir karar tesisi gerekirken, davanın yasal dayanağının ek 17 nci maddesi olduğuna ilişkin kabul ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Meslektaş Yorumları

Henüz yorum yok.